Zaman, ne zaman duracak?

Her fotoğrafçıdan duyarsınız. “Fotoğraf çekmek zamanın içinden küçük bir kesit almaktır.” O kesit alınan zaman, fotoğrafta görünen imgeler kadar fotoğrafçısının da içerisinde olduğu zamandır. İşte bu zaman dilimi için zamanın durduğu söylenir. Koca bir yalan.

Hafta sonu Seçkin (Yılmaz) ve Omar (Özenir) atölyeyi ziyaret ettiler. Sağ olsunlar ellerinde hediyeleri eksik değildi. Fotoğraflar ve kitaplar… Seçkin, Fethi Sabunsoy’un “Kahvehaneler” kitabını hediye etti. Seçkin ve Omar, kendisi ile Adana’dan tanışıyorlarmış ve onunla bolca vakit geçirmişler. Biraz bahsettiler ve bahsederken ikisininde gözleri parlıyordu. Belki hüzünlendiler; bilemem; fazla konuşamadılar.  Ben de pek üstelemedim. Kitaba dönecek olursak, kitap 2006 yılında çıktı ve yaklaşık bir sene sonra da kendisi vefat etti. Kitaptaki bir fotoğraf benim için çok özel. Üzerine çok konuşulabilir. Ben konuşmayacağım. Omar’da o fotoğrafın bir baskısı da bulunuyor. Blog’unda da paylaşmıştı. Onun izniyle ben de aşağıya koymak istedim.

Fotoğraf: Omar Özenir, Fotoğraftaki Fotoğraf: Fethi Sabunsoy

Fotoğraf 1997 yılında Gaziantep’te çekilmiş. Ben de aynı sene aynı şehirde lisede okuyordum. Aynı kaldırımda yan yana yürümüş olma ihtimalimiz olmasına karşın maalesef kendisi ile tanışmadım. Tanışmak çok isterdim. Yine şanslıyım. Onun izini taşıyan insanlar ile tanıştım ve ondan kalan izleri gördüm. Bu sözleri sadece fotoğraf bağlamında yazmıyorum. Karekterinin yansımalarını da hem fotoğrafında hem de arkadaşlarında görüyorum.

Seçkin ve Omar, Fethi Sabunsoy’dan bahsederken aklım yine onun gibi genç yaşta kanserden vefat eden Şahin Kaygun geldi. Onunla da tanışamamıştım, fakat onun da izlerini bulabildiğim insanlar ile tanıştım. Bana onu aktardılar.

Her ikisiyle de tanışamama rağmen Fethi Sabunsoy ve Şahin Kaygun izlerini fotoğraflarında ve arkadaşlarında bulabiliyorum.

Bendeki bir Şahin Kaygun’u paylaşayım.

Fotoğraf: Şahin Kaygun /1984

 

Bu sabah bir fotoğrafçı daha genç yaşta vefat etti. Cem Ersavcı. Onunla da tanışamamıştım. Tek farkla. Onu çok defa gördüm. Sergi açılışlarında, toplantılarda bir kaç kere de sokakta. Aynı yerlerde yaşayan, yakın yaşlarda fotoğrafçılardık.  Çok fazla ortak arkadaşa sahiptik. Geçen baharda fotoğraflarını Atölye Pera‘nın duvarlarında uzun uzun seyretmiştim. İşin garibi dün onun hakkında bir yazı yazmak istesem cümlelerimde geçmiş zaman kipi yerine şimdiki zaman kipini kullanacaktım. İşte tam bu noktada fotoğraf paradoksunda kıvran dur.

Bu isimler fotoğrafları ile kendilerine ait zamanları bizlere bıraktılar. Onlar ilk paragraftaki büyük yalan gibi zamanı durdurmadılar. Onlar fotoğraflarıyla kendi zamanlarını yaşatacaklar.

Fotoğraf: Cem Ersavcı
Fotoğraf: Cem Ersavcı